Zeka Testeri

Kavramlar ve algılar yardımıyla soyut ya da somut nesneler arasındaki ilişkiyi kavrayabilme, soyut düşünme, muhakeme etme ve bu zihinsel işlevleri uyumlu şekilde bir amaca yönelik olarak kullanabilme yetenekleri zeka olarak adlandırılmaktadır.

Zeka denildiğinde birçok farklı tanım ortaya çıkmaktadır. Kültürden kültüre, bölgeden bölgeye göre değişen zeka tanılaması birçok zaman yanlış değerlendirmeye maruz kalmaktadır. Herhangi bir çocuğun bir kaç ay önde seyreden gelişimi yüksek / üstün zeka olarak yorumlanmakta, geri dönülmez psikososyal olumsuzluklara neden olmaktadır.

Zeka Testleri, çeşitli yaş aralıklarında bulunan çocukların zihinsel gelişiminin yaşına göre ne düzeyde olduğunu tespit etmek amacıyla kullanılan testlerdir.

Zeka testi olarak karşımıza çıkan testleri uygulamada çeşitli hatalar Bu tespitler sırasında önemli olan faktör çocukların Gelişim Değerlendirmesinin birden çok kere yapılmış olmasıdır.

Zira gelişim değerlendirmesi yapılmamış olan bir çocuğun zeka testine tabi tutulması bizi gerçek sonuçtan her zaman bir adım ötede tutacak, yapılan testin sonunun güvenirliğini bir kere daha düşünmemize neden olacaktır.

Çocuklarla uygulanan zeka testleri çocukların yaş ve içinde bulundukları gelişim sürecinde göre farklılık arz etmektedir. Bir başka değişle herhangi bir zeka testi 4-14 yaş gurubundaki çocuklar için geliştirilmiş olsa da, her 4-14 yaş aralığında bulunan çocuğa bu testin uygulanması gerekmeyebilir.

Uygulanacak testin seçimi uzman tarafından belirlenmeli, gelişim değerlendirme yapılmadan mutlak surette zeka testi uygulamasından kaçınılmalıdır.

Zeka Testi Uygulamaları hakkında bilgi ve randevu almak için tıklayınız

03

#Zeka Testi #Okul Olgunluğu #Okula Başlama Testi #Çocuğum Okula Başlayabilir mi? #Gelişim Değerlendirme #Duygusal Zeka #Sözel Zeka #Zeka Geriliği #Mental Reterdasyon #Otizm #6 Yaş Zeka Testi #Parlak Zeka #Üstün Zeka #Zeka Tespiti #Zeka Geliştirme #Zeka Küpleri #Zeka Ölçer #Kız Çocuk Zekası #Erkek Çocuk Zekası #Zeka Problemleri #Gelişim Değerlendirme #Gelişim Takibi #Konuşma Güçlüğü

“”Ben çocukken evimizin önünde akşam sefaları vardı. Bu çiçekler gün boyu uyur, akşamları pembe beyaz açardı, aynı çiçek olduğuna inanamazdım. Bazı çocuklar da “geç açan çiçekler” gibi. Örneğin Einstein, 3 yaşında (bazı kaynaklara göre 5 yaşında) konuşmuş. Hatta bu yüzden beklenenden geç konuşmaya Einstein Sendromu adı verilmiş. Her çocuğun kendine göre bir gelişim hızı var. Erken yaşlarda yapılan testler, daha geç gelişim gösteren çocukların potansiyelinin ortaya çıkmasına engel olabiliyor. Nasılsa potansiyeli yok, gözüyle bakılan çocuk çevreden daha az ilgi görüyor. Daha az ilgi görünce daha başarısız oluyor. Tam tersi de geçerli. Potansiyelini erkenden belli eden çocuk, daha çok ilgi görüyor. Daha çok ilgi görünce daha başarılı oluyor. Dikkat edin, evinizde pek ciddiye almadığınız bir Einstein yaşıyor olabilir!””

Gelişim degerlendirme

Bebeğin doğumunun hemen ardından yapılan rutin fiziki değerlendirmeler gelişimi açısından bir çok ipucu vermekle beraber, normal fizik muayenesinde saptanamayacak kadar hafif olan gelişimsel gecikmeye ilişkin bir takım bulgular daha ayrıntılı değerlendirmelerle mümkün olmaktadır.

Gelişimsel bozuklukların varlığı aileler tarafından çoğunlukla çocukta belirgin bir gecikme (konuşamama, yürüyememe gibi) gözlendiği zaman farkına varılmaktadır.

Bebeğin ya da çocuğun motor, sosyal-kişisel ya da dil gelişiminde gözden kaçmış bir gecikme belirtisi ilerleyen dönemlerde gecikmiş konuşma, yürümede gecikme ile sonuçlanabilen nörolojik bir bozukluk gibi ilk çocukluk dönemine ilişkin sorunlarla beraber, okul çağı ile birlikte akademik gelişimde zorlanma, sosyal becerilerde yetersizlik gibi bir çok sorunun önlem alınmadan büyümesine sebebiyet vermektedir.

Sorunlu gebelik geçiren annelerin bebekleri, düşük doğum ağırlıklı bebekler, yardımcı yöntemlerle oluşan gebelikten ve çoğul gebeliklerden doğan bebekler, gelişim takibi açısından öncelikli gruplardır. Bu niteliklere sahip bebekler gelişimsel bozukluklar açısından risk taşıdığından ilk iki yıl içerisinde en az 2-4 kere, sonraki yıllar 6 yaşına kadar birer kere olmak üzere ayrıntılı gelişim değerlendirmesine tabi tutulmalıdırlar.

Bu tür bir değerlendirmeye imkan veren bir takım testler mevcuttur. Bu değerlendirme araçları :

Çocuğun gelişimindeki kuşkulu durumların objektif biçimde doğrulanmasına,
Risk altındaki çocukların izlenmesinin standart biçimde yapılmasına,
Gelişimsel bozukluk gösteren çocukların sonraki dönemlerdeki gelişimlerindeki ilerlemeyi objektif biçimde görmeye,
olanak sağlamaktadır.

Çocukların ilk 6 yılındaki zihinsel, sosyal ve ruhsal gelişiminin sonraki yaşamı ile ilgili önemli ipuçları sağladığı varsayımından yola çıkarak, ilk bebeklik dönemi ile erken çocukluk dönemini kapsayan bu süreçte çocukların gündelik hayatındaki etkinlikleri >

03

#Çocuk Psikolojisi #Aile Eğitimi #Gelişim Değerlendirme #Gelişim Testi #Otizm #4 Yaş Sendromu #Tuvalet Eğitimi #Yemek Yeme #Ağlama Krizi #Uyku Bozukluğu #Bağlanma #Çalışan Aile #Boşanma #Kardeş Kıskançlığı #Alt Islatma #Ölüm #Kayıp ve Yas #Okula Başlama #Kreş #Konuşma Bozukluğu #Kekemelik

gelişim dönemlerine ve alanlarına uygun olarak şekillendirmenin sağlıklı ve donanımlı bireyler yetiştirmede öncelikli ve önemli birer faktör olduğu bilgisine ulaşabiliriz.

Bu sebeple çocukların gündelik hayata dair, yeme, uyuma, oyun oynama, ilişki kurma gibi temel aktivitelerinin, onların gelişim dönemi ve ihtiyaç saptanan alanlara göre şekillendirilmesi için çocukların ilk ve en etkili öğretmenleri olan ebeveynleri tarafından doğru seçimlerin yapılması gerekmektedir.

Bu noktada, çocukların tüm alanlardaki gelişiminin takibi ve doğru yönde desteklenmesi için ihtiyaçları olan şeyin, en basit ifadeyle çok oyuncak, çok fazla zaman, çok fazla enerji yerine doğru oyuncak, verimli zaman ve nitelikli enerji kullanmak olduğu sonucuna varılabilir.

Çocuklarınızın gelişim sürecinde önkerine çıkacak olan krizleri önceden bilebilmek ve erken müdahale ile önlem alabilmek adına yılda en az bir kere Gelişim Değerlendirme yapmanız size “Çok geç olmadan” cümlesini ifade ettirmeyecektir.

Gelişim Değerlendirme Testleri hakkında bilgi ve randevu almak için tıklayınız

15-17 yaş

Ergenlik en genel tanımı ile çocukluktan yetişkinliğe bir geçiş dönemidir. Başlangıç ve bitiş yaşları kesin olmamakla birlikte 11-20 yaş arasını kapsar. Ruhsal, fiziksel, sosyal olgunlaşma olarak da tanımlayabile-ceğimiz ergenlik dönemi hızlı bedensel değişimlerin yaşandığı, kimlik duygusunun oluşmaya başladığı bir dönemdir. Her değişimin bir uyum sürecini beraberinde getirmesi döneme kendine özgü bir takım zorluklar katmaktadır.

Bu dönemde kim olduğunu, neye değer vereceğini, neye inanıp bağlanacağını bulmaya çalışan ergen, yetişkinlerden (anne-baba) duygusal bağımsızlığını gerçekleştirdiği, bir gruba ait olma ihtiyacının ön planda olduğu, karşı cinsle ilişkilerinin giderek daha fazla önem kazandığı, fiziksel görünüme ilişkin kaygılarının arttığı, duygusal alanda iniş çıkışlarla seyreden bir sürecin içine girer.

Bunlarla birlikte okul problemleri, geleceğe ilişkin plan ve güçlükler, toplumsal ilişkilerde zorluklar yaşaması muhtemel olan ergenin hem kendi içinde hem de çevreyle iletişimlerinde yoğun çatışmaların olabildiği görülmektedir.

Söz konusu durum ergenlik dönemini hem ergenin kendisi hem de çevresi için zor bir durum haline getirmekte, gerek kendi içinde gerekse çevresiyle arasındaki iletişimde kendini yetersiz hissettiği ve çaresiz kaldığı görülebilmektedir.

Diğer yandan aileler de sürecin içine dahil olmakta ve sözü edilen güçlükler tüm aile sistemini etkilemekte, sonuç olarak dönem bir kriz dönemi olarak karşımıza çıkabilmektedir.

1114 yaş

Ergenlik en genel tanımı ile çocukluktan yetişkinliğe bir geçiş dönemidir. Başlangıç ve bitiş yaşları kesin olmamakla birlikte 11-20 yaş arasını kapsar. Ruhsal, fiziksel, sosyal olgunlaşma olarak da tanımlayabile-ceğimiz ergenlik dönemi hızlı bedensel değişimlerin yaşandığı, kimlik duygusunun oluşmaya başladığı bir dönemdir. Her değişimin bir uyum sürecini beraberinde getirmesi döneme kendine özgü bir takım zorluklar katmaktadır.

Bu dönemde kim olduğunu, neye değer vereceğini, neye inanıp bağlanacağını bulmaya çalışan ergen, yetişkinlerden (anne-baba) duygusal bağımsızlığını gerçekleştirdiği, bir gruba ait olma ihtiyacının ön planda olduğu, karşı cinsle ilişkilerinin giderek daha fazla önem kazandığı, fiziksel görünüme ilişkin kaygılarının arttığı, duygusal alanda iniş çıkışlarla seyreden bir sürecin içine girer.

Bunlarla birlikte okul problemleri, geleceğe ilişkin plan ve güçlükler, toplumsal ilişkilerde zorluklar yaşaması muhtemel olan ergenin hem kendi içinde hem de çevreyle iletişimlerinde yoğun çatışmaların olabildiği görülmektedir.

Söz konusu durum ergenlik dönemini hem ergenin kendisi hem de çevresi için zor bir durum haline getirmekte, gerek kendi içinde gerekse çevresiyle arasındaki iletişimde kendini yetersiz hissettiği ve çaresiz kaldığı görülebilmektedir.

Diğer yandan aileler de sürecin içine dahil olmakta ve sözü edilen güçlükler tüm aile sistemini etkilemekte, sonuç olarak dönem bir kriz dönemi olarak karşımıza çıkabilmektedir.

710 yaş

07-10 yaş dönemi, toplumsal ilişkilerin geliştiği, psikososyal gelişimin çocuğun hayatındaki önemini akademik ve zihinsel gelişime bıraktığı bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu performans beklentisi, henüz oyun çağı ile okul çağı arasında sıkışıp kalmış olan çocukların üzerilerindeki beklentiyi sergileme açısından ciddi uyum bozuklukları ortaya çıkartmaktadır.

Yaşanılan ve hissedilen bu kaos ortamında henüz davranışlarının sonucunu öngörme yetisinden uzak olan çocuk için problem çözme ayrı bir sorun haline gelebilmekte ve özellikle de benlik saygısı ve özgüven kavramlarının hatalı işlemesine neden olmaktadır.

Çağımızın en sık görülen bozukluklarından biri olan Dikkat Eksikliği/Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) neticesinde ortaya çıkan tutum ve davranış sonuçları, özgüven ve kimlik arayışlarını sergiledikleri okul kültüründe, çocuklarımızın psikososyal gelişimlerini bozucu, yeni davranış bozuklukları üretecekleri bir sorun olarak karşımızda çıkmaktadır.

Oyun ve Okul kültürü arasında sıkışıp kalan 07-10 yaş dönem çocuğu için akademik ve sosyal başarı, her zaman ait ve değerli olduğunu hissetmesi ile sağlanabilir. Bu noktadan hareketle çocukların kendi ayakları üzerinde duran sağlıklı bir birey olmaları konusunda alacakları pedagojik destek hizmetleri onların her zaman yararlarına olacaktır.

07-10 Yaş Danışmanlığı hakkında bilgi ve randevu almak için tıklayınız

46 yaş

4-6 yaş, artık sosyal bir varlık olarak hayata devam eden çocuğun kendilik dönemi olarak ifade edilmektedir. Yemek yemeye, tuvalet ihtiyacını karşılamaya, anne dışında oyun ile zaman geçirmeye başlayan çocuğun çevresine karşı bağımsızlık seslerini yükseltmeye başlar.

Dönemin spesifik özelliklerinin başında çocuğun otokontrol sisteminin gelişmesi, süreğenlikle “ben“ demesi ve sosyal bir varlık olarak dış dünyaya karşı kendini ifade etmeye başlamasıdır gelmektedir.

Ebeveynler tarafından çocuk yetiştirme stillerinin sıklıkla sorgulanmaya başlaması, aslında çocuğun “varlığının” ve “bütünlüğünün” gelişmesidir.

Benlik duygusu ve kendilik algısı gelişen çocuk, sınırlı bir şekilde de olsa sorgulamaya, merak etmeye ve zihinsel gelişimine göre cevaplar üretmeye başlayacaktır. Gerek aile gerekse arkadaş ilişkilerinde geçici kimlikler edinen çocuk, ahlaki özelliklerini bu dönem içinde kazanacak ve spesifik sorunlarına karşı problem çözme becerisinin henüz gelişmemesinden ötürü çözümsüzlükler içinde krizler yaşayacaktır.

4-6 Yaş Danışmanlığı hakkında bilgi ve randevu almak için tıklayınız

03 Yaş

0-3 yaş döneminin ilk 6 ayı yenidoğan olarak tanımlanır. 6 ay ve sonrası ise Erken Çocukluk Dönemi olarak ifade edilir. Temel model, figür ve şemaların deneyimler sonucu oluşmaya başladığı bu dönem ergenlik dönemine kadar kişilik ve kimlik gelişiminin temel örüntüleri hakkında bizlere önemli ipuçları oluşturur. Yetişkinlerle yapılan psikopatolojik çalışmalar bizlere 0-3 yaş döneminin ne derece önemli olduğunu bir kere daha fark ettirmektedir.

Bu dönemin gelişim görevlerinden olan temel reflekslerin kazanımı, anne- bebek arası kurulan ilişki, bağlanma modeli, çocukta ortaya çıkan disiplin problemleri, çocuk sırası, ailenin çocuk yetiştirme modeli, bakım ve sorumluluğunun alınması gibi konulara çocuğun yüklediği anlamlar, çocuğun kişilik örüntüsünün ayrılmaz bir parçası olmakta, yaşamının her evresinde bu dönemde yaşanan ilişkiler çerçevesinde tutum ve davranışlar gerçekleştirmektedir.

0-3 yaş döneminde; çocuğun fiziksel, psikososyal ve dil gelişimi üzerinde dikkatle durulmalı, yaşanabilecek aksamaların gelişim görevlerinin tam olarak yerine gelmemesine ve devam eden süreçte yeni bir gelişim görevini eksiklikler ile tamamlamaya çalışmasına, haliyle yerine getirememesine neden olacaktır.

0-3 Yaş Danışmanlığı hakkında bilgi ve randevu almak için tıklayınız

Doğum Öncesi Dnaışmanlık

Hayata verilen ilk solukta ne kadar tecrübeli olabiliriz ki? sözü ile bir yolculuğa başlıyoruz. Doğum öncesi danışmanlık hizmetleri çocuğa verilen önem ve değerin artması ile son zamanlarda sıkça alınan bir hizmet. Planlı bir gebelik sürecinde, henüz gebe dahi kalınmadan önce ebeveynlerin oluşturduğu çocuk algısı, gebe kalındığında daha da belirginleşmektedir. Bu süreçte ebeveynlerin tutum ve davranışları şekillenmekte, hamilelik sürecinde giderek belirginleşmekte ve çocuğun dünyaya gelmesi ile yaşantıya aktarılmaktadır.

Doğum Öncesi Danışmanlık hizmetlerinden amaçlanan anne ve babanın çocuğa olan uyum davranışlarını kontrol etmek, hamilelik sürecinde çeşitli yıpranmalar yaşayan (yoğunlukla) anne ve babanın stres faktörlerinden arındırılarak sağlıklı bir gebelik süreci yaşamalarına katkı sunmaktır.Sağlıklı aileler sağlıklı çocuklar yetiştirir cümlesinden yola çıkarak sağlığın henüz anne karnında başladığını biliyor, bebeğin tüm gelişim aşamalarını izliyor ve bu zorlu yaşam olayında sizi risklerden arındırarak anne-bebek bağının en verimli şekilde oluşmasına katkı sunuyoruz.

Doğum Öncesi Pedagojik Danışmanlık hakkında bilgi ve randevu almak için tıklayınız

Zeka Performans Geliştirme

“”Ben çocukken evimizin önünde akşam sefaları vardı. Bu çiçekler gün boyu uyur, akşamları pembe beyaz açardı, aynı çiçek olduğuna inanamazdım. Bazı çocuklar da “geç açan çiçekler” gibi. Örneğin Einstein, 3 yaşında (bazı kaynaklara göre 5 yaşında) konuşmuş. Hatta bu yüzden beklenenden geç konuşmaya Einstein Sendromu adı verilmiş. Her çocuğun kendine göre bir gelişim hızı var. Erken yaşlarda yapılan testler, daha geç gelişim gösteren çocukların potansiyelinin ortaya çıkmasına engel olabiliyor. Nasılsa potansiyeli yok, gözüyle bakılan çocuk çevreden daha az ilgi görüyor. Daha az ilgi görünce daha başarısız oluyor. Tam tersi de geçerli. Potansiyelini erkenden belli eden çocuk, daha çok ilgi görüyor. Daha çok ilgi görünce daha başarılı oluyor. Dikkat edin, evinizde pek ciddiye almadığınız bir Einstein yaşıyor olabilir!””

Kavramlar ve algılar yardımıyla soyut ya da somut nesneler arasındaki ilişkiyi kavrayabilme, soyut düşünme, muhakeme etme ve bu zihinsel işlevleri uyumlu şekilde bir amaca yönelik olarak kullanabilme yetenekleri zeka olarak adlandırılmaktadır.

Zeka denildiğinde birçok farklı tanım ortaya çıkmaktadır. Kültürden kültüre, bölgeden bölgeye göre değişen zeka tanılaması birçok zaman yanlış değerlendirmeye maruz kalmaktadır. Herhangi bir çocuğun bir kaç ay önde seyreden gelişimi yüksek / üstün zeka olarak yorumlanmakta, bu yanlı değerlendirme ile değişen çocuk algısı, çocuğun gelişimde geri dönülmez psikososyal olumsuzluklara neden olmaktadır.

Zeka Testleri, çeşitli yaş aralıklarında bulunan çocukların zihinsel gelişiminin yaşına göre ne düzeyde olduğunu tespit etmek amacıyla kullanılan testlerdir.

Zeka testi olarak karşımıza çıkan testleri uygulamada çeşitli hatalar Bu tespitler sırasında önemli olan faktör çocukların Gelişim Değerlendirmesinin birden çok kere yapılmış olmasıdır. Zira gelişim değerlendirmesi yapılmamış olan bir çocuğun zeka testine tabi tutulması bizi gerçek sonuçtan her zaman bir adım ötede tutacak, yapılan testin sonunun güvenirliğini bir kere daha düşünmemize neden olacaktır.

Çocuklarla uygulanan zeka testleri çocukların yaş ve içinde bulundukları gelişim sürecinde göre farklılık taşımaktadır. Bir başka değişle herhangi bir zeka testi 4-14 yaş gurubundaki çocuklar için geliştirilmiş olsa da, her 4-14 yaş aralığında bulunan çocuğa bu testin uygulanması gerekmeyebilir.

Uygulanacak testin seçimi uzman tarafından belirlenmeli, gelişim değerlendirme yapılmadan mutlak surette zeka testi uygulamasından kaçınılmalıdır.

ogrenme-guclugu-egitim-programi/

Kişinin zekasının normal ya da normalin üstünde olmasına rağmen, yaşı, zekası ve verilen eğitim düzeyine göre beklenen düzeyde öğrenememesi Disleksi (özel öğrenme güçlüğü) olarak tanımlanır.

Öğrenme sorunu olan bir çocuğa Özel Öğrenme Güçlüğü tanısı konabilmesinin ilk şartı, çocuğun zekasının normal ya da normalin üstünde olmasıdır. Zeka geriliği olan çocukların yaşadığı öğrenme sorunları Özel Öğrenme Güçlüğü değildir.

Özel Öğrenme Güçlüğü doğumdan itibaren var olan, zihnin gelişimiyle ilgili bir sorundur. Az okumayla ya da matematiği sevmemekle oluşmaz. Aksine okumada güçlük yaşadığı için kişi okumaktan kaçınır.

Özel Öğrenme Güçlüğü;
1-Disleksi (Okuma Güçlüğü): Okurken atlama, anlamı bozma, harf – ses uyumu bozukluğu, hızlı okuyamama, harflerin ya da hecelerin yerini değiştirme, heceleme ya da anlamama gibi bir takım bozukluklar görülür.
2-Disgrafi (Yazma Güçlüğü): Yazım hataları, okunaksız ve düzensiz el yazısı, bazı harf, rakam ve sözcükleri ters yazma, b-d, m-n, ı-i, d-t, g-ğ, g-y gibi harfleri karıştırma, sözcükler arasında boşluk bırakmadan ya da sözcüğü birkaç parçaya bölerek yazma gibi bozuklulara rastlanır.
3-Diskalkuli (Aritmetik Bozukluk): Matematik terimlerini, kavramları anlayamama, sayı ve sembolleri tanıyamama, gerekli sembolleri kullanma, eldeli sayıları toplamayı unutma, çarpım tablosunu öğrenmede sınıf arkadaşlarına göre çok geri kalma, problem çözümünde izlenecek adımlara karar verememe biçiminde kendisini gösteren bozukluklarla karşılaşılır.

Genellikle akademik başarısızlık, dikkat eksikliği, konsatrasyon bozukluğu, okumayı reddetme, öğrendiklerini unutma gibi belirtiler ile örtük bir hl alan öğrenme güçlüğü,
♠ Okul Reddi
♠ Özgüven Eksikliği
♠ Motivasyon Kaybı
♠Unutkanlık gibi kalıcı travmatik etkilere yol açabilmekte, kişinin zekasının performansa dönüştürecek becerilerini yitirmesine giden bir yola girmesini beraberinde getirmektedir.

Öğrenme Güçlüğü Eğitim Programı sayesinde
♠ Öğrencinin uzun süreli hafızası gelişir,
♠ Özgüveni artar,
♠ Kendisini ifade etme beceresi gelişir
♠ Sosyal Becerileri yükselir.